Kesb-i Kemal,

Seyr-i Cemal bulduk,

(Ahmed Efendi)

1 5

 

GÖNÜLLER SULTANI EFENDİ BABAMA ( R.A ) 

 

         Sene 1917 Hacı Muhittin Efendi Hz. R.A.H bir Allah dostunun ziyaretine gider. Oradaki sohbet esnasında Muhittin Efendiye kaç çocugu oldugu sorulur. "  Cevaben " 4 tane evladım var diyince " Allah dostu : Senin yolunu takip edecek olan en küçüğüdür. Oda şuanda evinizin penceresinin önündeki kafeste oynamaktadır diye cevap verir. Gerçekten o anda Peygamber S.A.V nin ismi ile şereflenen, onun ahlakı ile ahlaklanan, onun sünnetinden bir nebze ayrılmayan biricik babam o pencerenin önündeki kafeste oynamaktaydı.

         Yine büyüklerden öğrendiğimize göre çocukluk ve gençlık yılları temiz berrak ve saf geçtiği, dokuz yaşında oruca başladığı taa çocuklugundan itibaren bir mürşidi kamil makamına geleceği Hacı Muhiddin Efendi hazretlerine bildirilmişti. Hepimizcede malum oldugu üzere Nakşi Tarikatına giren bir zaatın 11 adet maddeyi bilmesi gerekir. Düsturuyla adeta bu onun gönlüne nakşedilmişti.

         Öyle bir mubarekki yaptığı ticarette en ufak bir yanlış yapmamış, Ticareten Lentebur sırrına mashar olmuş.

         Öyle bir salih kimseki Duha namazını kılmadan dükkanını açmamış, Akşam namazına 1 saat kala dükkanını kapatıp o günün ticaretini bitirmiş  

         Öyle bir Allah dostu ki hiç yokluktan şikayet etmemiş Cenabı Hakkın verdiğine şükretmiş vermediğinede sabretmiş dünya malında hiç gözü olmamış

         Öyle bir sultan ki Alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber S.A.V varisi olmaya gayret göstermiş

         Öyle bir veli ki kendisine manevi görev verildiğinde bir odaya kapanıp 2 saat boyunca odanın içinde pervane gibi dönüp " ben bu görevi nasıl yaparım " demiş ve başarıyla bu görevi ihya etmiş

         Öyle bir mücait ki en sıkıntılı dönemlerde haftalık derslerden vaz geçmemiş gelmeyenlere sitem etmiş ve tarikat yolunda her türlü çilenin üstesinden gelmiş

         Öyle bir mürşit ki ihvanına daima ikazda bulunmuş söz ile hitap etmesede hal ile hitap etmiş anlıyanlar bundan anlamış

         Bizlerede sık sık tavsiyesi : " Bende dahil olmak üzere başka bir Şeyh efendiye bağlı olsaydık hepimizi sopayla kovalar " diyerek bizlerin gerçek manada mürid olabilmemiz için çok çalışırdı ...

         Evet kardeşler 92 yıllık bir ömür , bu ömür içerisinde bir evladı olarak tanıdığım , yaşantısını idrak ettiğim ve bir çok hali ile hallenmeye çalıştığım ve kendisine fazlasıyla gıpta ettiğim hem mürşidim hem de efendi babam ..

         Az önce zikrettiğimiz gibi yaşantısı Allah Resulünün S.A.V yaşantısı gibiydi. Beraber olduğumuz süre icerisinde bunu idrak ettiğimiz gbi , 2007 ramazan ayından sonraki rahatsızlık döneminden vefat edene kadar hiç yanından ayrılmadım. İşlemiş oldugu amellerle bizlere örnek olmaya çalıştı..

         Tuvalete sol ayakla girer sağ ayakla çıkardı , istibra ve istimcaya mutlaka dikkat ederdi. Önlüksüz abdest almazdı. Abdeste başlarken mutlaka dişlerini çıkarıp ağzına önce su verirdi. Suyu az kullanırdı. İsraftan kaçardı. Namazını tadili erkan üzere vaktinde kılardı. Rahatsızlığı zamanında kulağı devamlı ezandaydı. Namaz o kadar ruhuna işlemişti ki bir vakit namazı 3-4 defa eda ettiği vaki olurdu. 

         Hani bir hadisi şerifte Peygamber S.A.V e sahabeyi kiran soruyorlar " ya Resüllallah amellerin içerisinde en faziletli amel hangisidir " cevaben " vaktinde kılınan 5 vakit namazdır " ondan sonra hangisidir " zikrullahtır " buyurdular. Bu hadisi şerif mucibince hareket etmiştir.

          Efendi hazretleri yeme içme konusunda da çok hassaslardı. Günde iki öğün yemek yerler. Öğün arasında hiç bir şey yemezler. Gece yatmadan önce ya meyva yerler veyahutta meyve suyu içerler. Az yerlerdi. Hiç bir şeyin aşırısına kaçmazlardı. Yemekten önce mutlaka ellerini yıkarlar , yemeğe tuzla başlarlar , adabına uygun olarak yemeklerini yerler ve tuzla yemeklerini bitirirlerdi.

         Torunu Muhittin , beraber yemek yerlerken efendi dedesine şöle derdi : " Efendi dede sizin yemek yemenize hayranım sizin gibi kibar vaziyette yemek yiyen yoktur " efendi dedeside bu sözüne karşılık tebessüm ederdi.

         Velhasıl  muhterem kardeşler yemesi içmesi yatması kalkması yürümesi konuşması tebessüm etmesi gülmesi her türlü hareketleri Aleyhisselatu Vesselam Hz. yaşantısı gibiydi.

         Rahatsızlığı döneminde hiç yanından ayrılmadım. Geceleride yanındaydım. Yekta dediği zaman Hemen kalkar buyrun babacım der her ne ihtiyacı varsa yerine getirirdim ve o an için duasını alırdım ve hiç yalnız bırakmazdım. İstanbuldaki hastene günlerinde yine beraberdik . Ne hikmetse beni yanından hiç ayırmazdı. İzin istediğim zaman " işini çabuk hallet hemen gel beni yalnız bırakma " diye istekte bulunurdu. Tabiki kendisinin hizmete bu kadar layık olmaları babalarına karşı yapmış oldugu hizmetten kaynaklanıyordu çünkü efendi babamız Mühittin efendi Hz.lerine çok hizmet etmişlerdir. Aklımıza ne türlü hizmet geliyorsa hepsini ifa etmişlerdir. Bu Cenabı Hakkın bir lütfudur. Hizmet eden kimse muhakkakki hizmet görür. Efendi babamızın yapmış oldugu hizmeletere karşılık bizde ona hizmet etme imkanı bulduk Cenabı Hak nasip etti. 

         Vefatından 15 gün geçmediki Cenabı Hakkın bize lütüf etmiş oldugu bir rahatsızlık sebebiyle ameliyat olmamız gerekti. Bu ameliyat döneminde yapmış oldugum hizmetin aynısını ve daha fazlasını evladlarımdan gördüm. Öyle bir hizmet ki akıllara durgunluk verir derecede bir hizmet. İçimizde bulunan eli öpülesi ihvanımızın ifadesine göre bu ameliyatımızın gereksiz bir ameliyat olmadığı herşeyi ile manevi bir ameliyatın gerçekleştiğini ifade ettiler. Burada affınıza sığınarak kendimden bashetmeyi gerekli buldum çünkü buradan şu konuya değinmek isterimki efendi babamız R.A bir sözlerinde " ameliyata girerken evladım sağ tarafına Şahı Nakşibendi Hz. sol tarafına Esad efendi Hz. baş ucuna Muhiddin efendi Hz. göğsünün üzerinede Peygamber efendimiz S.A.V Hz. alacaksın ölece ameliyata gireceksin " diye tavsiyede bulundular.

         Ben fakir kardeşinizde aynısını yapmaya çalıştım. Onlarla beraber ameliyata girdim onlarla beraber ameliyattan çıktım Elhamdülillah. Zira kendileriyle R.A iki sefer İstanbul Numune hastenesinde fıtık ameliyatına girdik. Ameliyatı yapan Akif Feyizoğlu  kardeşimiz " ben böyle kolay bir ameliyat görmedim " diyerek hayranlığını ifade etmiştir        

         Evet değerli kardeşler " devamlı rabıta ". Bu söz , hepinizin hatırlayacağı gibi amliyattan sonraki 15 gün içerisinde dünya kelamı konuşamadığım , ancak gelen kardeşlerimize " DEVAMLI RABITA " sözü ile ikaz ettiğim bir söz. O 15 günü bu rabıta ile geçirdim. Efendi babamın sünnet üzerine yaşayışı benim beynime nakşedildi. Konuşamadım ama her şeyin bilincindeydim. Ve kendileri beni bir an için yalnız bırakmamışlardı. Cenabı hak kendilerinden razı olsun.

         Dilerseniz efendi babamın hatıralarından bahsedelim biraz. Sene 1984 Mayıs ayı. 13 günlük bir türkiye seyatimiz olmuştu. Bu seyahatte bir çok kerameti ile karşılaştık. Gece yarısı saat 2 de Seydi şehirli Hacı Abdullah Efendi Hz. kabrini ziyarete gittiğimizde her akşam kilitli olan kapının o akşam açık olması , Edirneden Hakkariye kadar kısa bir süre içersinde bütün türkiyenin dolaşılması , Taha-el Hakkari Hz. ziyaretinden sonra yolların çamurlu olması sebebiyle çekilen sıkıntıların onun R.A tarafından kolaylaştırılması ve bu kerametine zahiri olmaması için " zigana dağlarına kadar Taha-El Hakkari Hz bizi uğurladığını görenler olmuş " diyerek kendi kerametlerini saklamaları çok manidardır.

         1987 Haccında 16 kişilik bir grupla gittiğimiz Hac Farizasında kendimizi ona teslim etmemiz ve onunla beraber Hac yapmamız çok güzeldi. İki defa Hac ibadetini beraber yaptık bu fakir kardeşiniz kendilerinden o kadar çok şey öğrendiki daha sonra onsuz gittiğimiz hac ibadetlerine bizlere çok yardımcı oldu.

         Hacı Muhiddin Efendi Hz. lerinden beri süre gelen her sene bir yayla programı vardı. Çocukluğumda hatırlarım o yayla programlarını. Efendi dedeme bir çadır kurulurdu. Çadırda efendi dedem kalırdı yanında da ben kalırdım. Hatta hiç unutmam bir gece akşamdan kuzu etlerini kaplara koyup benim yattığım yatağın altına koymuşlar. Sabah kalkıp baktığımızda bir tane et kalmamış. Tilkiler gelip etlerin hepsini yemişler.

         Efendi babamızın R.A en çok sevdiği et kuzu etiydi. Mutlaka yapılan yemeklerde kuzu eti olurdu. Tabiki az yerlerdi. Bu yaylaya gelen her ahçımıza BOZ BAŞ KEBABI yapmasını bilirmisin diye sorarlardı. Hiç bir ahçıda bilemezdi. Boz baş kebabını susuz kınık yaylasında Muhiddin efendi ile birlikte Hacı Hatıp efendinin yapmış olduğu kebapdan yedikleri malumdur. Hatta kızılcahamamdaki kaplıcalarda bir gün ziyaretine üç kişi geldi. Onlardan bir tanesi ahçılar okulu müdürüydü. Sordular efendi babamıza " efendim istediğiniz özel bir yemek varmı? , yapalım ve hemen getirelim dediler " bukadar ısrara  rağmen " evlad boz baş kebabı bilirmisin ? " müdür bey cevap vermedi. " Musade ederseniz bunu bir araştırayayım " dedi. Bir iki gün sonra bu kebap hakkında bir bilgi edinemediğini söledi. Efendi babamız o halde sen bize iskender kebabı yap onun tadına bakalım dediler. Tabiki en güzel iskender kababını edremitte yediği benim hatıralarımın arasındadır.

         Hacı Muhiddin efendi Hz. leri ve efendi babamızın devam ettirdiği yayla programı inşaallah bizim ömrümüzün yettiği sürece devam ettirilecektir. Muhiddin efendi Hz. lerinin buyurduğu gibi bu kapı kıyamete kadar kapanmıyacaktır inşaallah.

         Her sene mutlaka 10 gün kaplıca programı vardı. bu kaplıca programında kendisine hizmet etmekte sevdalı olan rahmetli Teyfik Abi üslenirdi. Onun sıhati el verdiği sürece gidip geldiler. Daha sonra görev bize kalınca bende kaplıcadan hoşlanmadığım için kendileri ile istişare ederek kızılcahamamdaki termal tesislerinde devremülk aldım. Üç sene orada beraberdik. Orayı çok sevdiler ve orası bize onlardan hatıra kaldı.

         Efendi babamızın seyehati sevmesi en güzel özellikerinden biriydi. Son zamanlarda zati alilerine " kara yolu ile Umre varmış gidelim mi ? " dediğim zaman " hemen hazırlıkları yapın gidelim derlerdi ".

         2000 senesinde kara yolu ile yapmış olduğumuz bir İsrail Mescidi Aksa gezisi vardı. Böyle bir gezi ilk defa yapılıyordu ve buda efendi babamızın kerametlerindendi. Hiç unutamıyrum 30 kişilik gurup olarak Mescidi Aksaya girilmesi mümkün olmayan ters bir kapıdan girmeye çalıştık. Askerler bizi sokmak istemediler ama efendi babamızın o hiddeti o celalli hali haladaha gözümün önünde. Askerin üzerine yürüdüler. O sırada komutanları geldi bu seferde komutanlarının üzerine yürüdüler. Şuanda İsrailin Gazze şehrinde binlerce insanı öldürüp yaralayan o eşkiya askerler o an için efendi babamızdan çok korktular ve açın kapıları girsinler diyerek bizi ters kapıdan içeriye aldılar. Orada yaşamış oldugumuz olaylar hal ve hareketler güzellikler onun kerameti kapsamındaydı.

         En son yapılan Umre seferi Mısır bağlantılıydı. Mısırda 3-4 gün kalıp ordaki ziyaret yerlerine gittik. Turu Sina dağına çıktık ve ziyaret yerlerini hep birlikte dolaştık. Hiç unutamadığım hatıra şu şekilde ceryan etti. Turu Sina dağına giderken arabada ders yapmamız gerekti. Dersin başında Silsileyi Şerif okumamı istediler. " Ezbere bilemiyorum babacım onu siz okuyun dedim  cevaben " hayır sen okuyacaksın oku “ diye emrettiler. Cenabı Hakkın lutfu ile ezbere bilemediğimiz Silsileyi Şerifi su gibi okuyu verdik. Arkasından hatmin sonundaki dua ya gelindi. Yine aynı şekilde sen yapıcaksın duayı dediler yine ezbere bilemediğim duayı orada yapıverdim. Evet bunlar efendi babamın kerametlerinden bir kaç örnek.

         Seyahatleri anında hiç halinden şikayetçi olmazlardı. Hasta dahi olsalar bildirmezlerdi. İbadetlerinden hiç taviz vermezlerdi. Ezanın vaktine çok dikkat ederler vakit girdiği an arabayı durdurup namazı eda ederler daha sonra yolculuğa devam ederlerdi. Arabaya bindikleri an yedi defa Ayatel Kürsiyi okur yedi defa Ya Ragib C.C derler hayırlı yolculuklar diyip yolculuğa başlarlardı. Arabaya binerken ne kada zor da olsa sağ ayakla binmeyi ihmal etmezlerdi.

         Temizliği ve temiz olmayı çok severdi. Giydiği elbiselerini gece yatarken Peygamber S.A.V sünnetine uygun olarak düzenli bir şekilde koyarlardı. Askıya asmış olduğu ceketinin ön kısmını kıbleye doğru çevirirlerdi. Bunun hikmetini sorduğumda " oğlum kainatta her şey Cenabı Hakkı zikreder. Bizde bu eşyaların zikrine niye mani olalım derlerdi."

         Gece yatarken mutlaka Vaka ve Mülk suresini okurlardı. Abdestsiz kesinlikle yatmazlardı. Abdest aldıktan sonra Elemneşrahleke süresi ile birlikte Kaşlarından başlayıp Sakallarına kadar tararlardı. Yataklarına yattıkları zaman kıbleye karşı sağ tarafına yatarlardı. Sol tarafına dödüklerini hiç görmedim. Evden çıkarken giyecekleri ayyakkabıları mutlaka sirkelerler sağ ayağını giyerler evi terk ederken Ayatel Kürsiyi okur eve üflerdi.

         Evet ihvanı müslimin kendileri ahlak ve edep yönünden kendileri üstün ve faklı bir yapıya sahipti. Yolda yürürken devamlı önüne bakarlar sağından solundan kimin geçtiğinin farkında olmazlardı. Cuma namazlarına mutlaka gusul abdesti alarak giderlerdi çünkü cumadan önce gusül abdesti almak Allah dostlarının edepili olmalarından kaynaklanıyordu. Her hareketleri edepliydi. Yatar vaziyetteyken yanına girdiğimde hemen doğrulurlardı. Ayakları açık vaziyette kesinlikle oturmazlardı.

         Evet mümin kardeşler netice olarak şu ususu iyi bilmeliyizki bizim selamet ve saadetimiz her halükarda yani her nefeste her adımda her türlü hal ve hareketlerimizde resulu ekrem S.A.V Hz. lerine muhabbetle tabi olmak onun rengine boyanmak , onun ahlakı ile ahlaklanmak , onun hali ile hallenmek ve onun sünneti Muhammediyyesinden katiyyen ayrılmamaya çalışmakla mümkündür.

         Az önce zikrettiğimiz gibi Efendi Hz. leri ramazan bayramının sonundan itibaren bel ağrıyla rahatsızlanmışlardı. Kurban bayramına kadar sabır ve metanetleriyle idare ettiler. Hallerinden hiç şikayetçi olmadılar. kurban bayramında bayram ziyaretine gelen Akif Feyizoğlu kardeşimiz efendi babamızın bu durmunu görünce bayramdan sonra hemen İstanbula götürelim gerekeni yapalım dediler. Kendileri gitme taraftarı değildiler. Israrlarımızla İstanbula götürdük ve orada yapıaln muayenelerde belinde kırıklar olduğu kansızlık ve aşırı zayıf olduğu tespit edildi. Medipol hastanesinde tedaviye alındı ve orada bir müddet tedavi gördüler. Belinden bir operasyon geçirdiler. Daha sonra tedaviye evde devam edildi. Vefatlarından bir ay önce boluya geldik. Buradaki tedaviler sırasında yanından hiç ayrılmadım. Yanındaki oda da yattım. Artık son günlerini yaşıyordu ama biz farkında değildik. Son zamanlarda yiyip içmesi de çok azalmıştı. Iştahı hiç kalmamıştı. Son gününde pazar günü düzceye gitmemiz icab etti. Giderken musade istedim. Hemen git gel fazla geç kalma dediler. Geldikten sonra hizmetlerinde bulunduk ve bize hakkınızı helal edin dediler. O gece saat 3:30 da bir Aşk şehidi olarak son nefesini Mahbubuna teslim ettiler.

         Muhterem efendi hazretleri bir ömür boyu yana yıkıla işte hep o yüce dostu aramıştı ve artık vuslat günüydü. Muazzez ruhlara münevver cesedini yer yüzüne emanet edip refiki alaya kanatlandığında takvimler 21 Ocak 2008 10 Muharrem 1429 mubarek Aşura gününü gösteriyordu.

         Rabbimiz kendilerini en güzel ikramlarıyla mukafatlandırsın ve umdukarına nail eylesin.

         Vefatıyla yalnız ben değil onun himmetinin ulaşabildiği her kez ve her şey yetim kaldı. Onun aramızdan süzülüp vuslata ayrılışı günleri bir ney haline dönüştürdü.

         Şimdi ise onu biraz daha iyi temaşa etmenin ayrı bir güzelliği içerisindeyiz.

         Bu büyük vuslata mashar aziz ruhunu fani alemde kalan cenazesi de sanki eller üzerinde değil , binlerce ehli gönlün muhabbet tahtları üzerinde ve büyük bir sükun içinde süzülerek şebbi aruza yolcu edildi.

         Rahmetüllahi aleyh Cenabı Hak şefaatlarına nail eyliye.

         " SAHİBÜTAKVA   KİBAR-IEVLİYA   "              

          HACI AHMED EFENDİ  BOLEVİ  K.S    

         ŞEYH AMET EFENDİ BURÇLARI AŞIP GİTTİ  

         ŞÜHEDA TOPRAĞINA DÜNDEN ULAŞIP GİTTİ      

         YEVMİ AŞURA İDİ ALEM BEMBEYAZ İDİ     

         AŞIKLAR BÖYLE GÖÇER DEDİ DE ÖYLECE UÇUP GİTTİ  

         ABDİACİZ  FAKİR EVLADI MEHMET YEKTA PALAZOĞLU

         21.01.2009

 

AhmetEfendi